Celal kuyrukta önünde duran 30'lu yaşlardaki kadına çarpınca kasiyere vermek için hazırladığı bozukluklar elinden fırladı. Birkaçını yakalamayı başardı ama iki tane 1 kuruşu yakalayamayınca kalbine tonlarca ağırlıkta kara bir çaresizlik çöktü. Gözleri düşen paraları takip etti. Lütfen benden uzağa düşsünler. Birisi yanlışlıkla onlara tekme atsın.
Küçük metal nesneler sert zemine çarptıktan sonra birkaç kere zıplayıp Celal'in ayaklarının dibinde kaldılar. Bakışları ayakkabılarının önüne dikilmiş öylece kıpırdamadan duruyordu. Kadın arkasına dönüp bir yandan elindeki mısır cipsi paketlerini kasiyerin önündeki tezgaha koyarken 'Dikkat etsenize,' dedi. Kaşlarını çatmıştı. Tekrar önüne dönüp cipsleri poşete koymak için birkaç adım ilerledi.Celal "Özür dilerim" demediğini farketti. Bu iki kelimeyi söylemek için ağzını açtı, bişey demeden kapattı. Klimalarla buz gibi soğutulan markette sıcakladığını hissediyordu. Yere düşürdüğü 2 Kuruşa bakmamaya çalışarak elindeki turşu kavanozuyla makarna paketini tezgaha koydu. Sadece 2 Kuruş diye düşündü. Çoğu insan 2 Kuruş için yere eğilmez.
İlerleyip aldıklarını poşete koydu. Şimdi burdan çıkıp gidicem, yerden birşey almaya çalışmam gerekmiycek. Sorun yok. Kasiyer kız '4 Lira 52 kuruş' dedi. Elindeki paraları uzatacağı sırada arkasından bir kadın sesi geldi:
'Paranızı düşürdünüz!' Celal aniden havanın ısındığını hissetti. Sıcaklıyordu. Seni orospu! Sanane benim 2 kuruşumdan! İsteksizce arkasına döndü. Aralarında büyük bir boşluk vardı. Çünkü Celal'in düşen paraları 50 yaşlarındaki kadının yolunu kapatıyordu ve onları yerden almasını bekliyordu.
devam edecek...
