Ekim 20, 2007

Küreler


Küreleri seviyorum. Dünya küredir. Falcı küreden geleceğinizi söyler. Kar kürelerini salladığınızda hoşunuza gider. Köpükten baloncuklar yaparsınız, küredir. Açık havada gökyüzüne bakarsınız, yüzünüzü ısıtan moral veren güneş küredir. Top oynarsınız, top küredir. Yılbaşı ağacının üstüne astığınız rengârenk ışıklar küredir. Portakal küredir. Elma küredir. Hamile kadının karnı küredir. Dünyayı gördüğümüz gözlerimiz küredir. Hayatın tohumlarını üreten testisler küredir. Polen keseleri de küredir. Onlarda hayatın tohumlarını üretir, bitkilerin testisleridir onlar. Testis dememden rahatsız olan var mı? Testis testis testis. Güneş küre olmak için doğar, battığında artık küre değildir. El fenerinin ışığı düştüğü yeri küre şeklinde aydınlatır. Damla küredir. Kafamız küredir. Dünyadaki en güzel şeyler küredir. Erkek arkadaşınızın kalçası, kızarkadaşınızın avcunuzdaki göğsü, küredir. Yumurta, tavuğun kıçından çıkar (...)

Her renk ve boy küre, onları seviyorum.

Ekim 01, 2007

Gecenin Kralı

Şu an yaptığım şey başka bir ülkede tutuklanmama ve sabaha kadar karakolda kalmama yol açardı. Bir başkasında, tutuklanmadan önce dayak yememe sebep olurdu. Bir diğerinde dayak atmasalar bile kafama ütü atarlardı. Hahahaha!! Çok eğleniyorum!

Karanlıkta yürüyorum. Hava soğuk. Koluma bu kadar kuvvet vermem gerekmiyor ama ben bu soğuk havada neredeyse terleyecek kadar çaba sarfediyorum. Yarım saatte bitecek bir iş, ama acele etmiyorum. Tadını çıkarmaya kesin kararlıyım. Hahahaha! Çok eğleniyorum!

Karanlıkta yavaş adımlarla yürüyorum. Gece benim.Ormanda kaç tane aslan olduğu umrumda değil, bu gece kral benim. Hesap sorabilecek kimse yok. Hahahaha! Çok eğleniyorum!

Derin bir nefes alıyorum ve ciğerlerimde tutuyorum. Göğsüm üşüyor. Soğuk havayı gökyüzündeki yıldızlara doğru bir nara halinde fırlatıyorum. Avazım çıktığı kadar.Sabaha karşı saatin kaç olduğu umrumda değil. Bir kişi bile çıkıp da ağzını açamaz.Hahahaha! Çok eğleniyorum!

Ben bir doğa olayıyım. Bir mucizeyim. Yolda gecenin bir saati tek başıma karanlığın içine doğru yürüyürum ve arkamda bıraktığım yerlerde ışıklar yanıyor. Bu bir mucize olmalı. Attığım her adımda bir ışık daha yanıyor. Hahahaha! Çok eğleniyorum!

Saatime bakıyorum, üç buçuk olmuş. İnsanların uykularının en tatlı yerindeyim. Bunu iki hafta sonra yapsam dayak yerim, karakolda sabahlarım, ama şimdi kimse ağzını açamaz. Günün en sessiz anı. Gecenin en karanlık zamanı. Kuşların bile uyanmasına iki saat var. İnsanların uykularının en tatlı yeri. Buz gibi havayı burnuma öyle hızlı çekiyorum ki; ciğerlerime dolan hava göğsüme bıçak girmiş gibi acıtıyor. Acıyı naramın daha gür çıkması için kullanıyorum ve narayı patlattıktan sonra sıra geliyor patlayana kadar davulu döğmeye. Hahahaha! Çok eğleniyorum!

Haziran 07, 2007

Birkaç gereksiz saptama

[-@-] Cep telefonlarının küçülme trendi bitti diyordum ki (çok da umrumdaydı, maksat saptamak şimdi) galiba yine başladı. "çok ince" telefon modeli azınlıkta yine de ama bi icraat var bu konuda. Birinci saptamam, eklenicek yeni özellikler gelmeye devam ettikçe telefonun küçülmesi mümkün olmadığına göre, cep olayında küçüklük pek de önemli değil galiba. kameranın görüntü kalitesi, alabileceği mp3 sayısı gibi şeyler boyuttan daha önemli insanlar için. ikinci saptamam, "çok ince" telefonlar daha da incelmeye devam edebilir mi bilmiyorum ama, bigün birisi yanlışlıkla telefonunu arka cebine sokmaya çalışırken kıçına sokarsa ve telefon firmasından tazminat alırsa, firmalar önlem olarak cep telefonlarının garanti belgelerine "dikkat bu ürün anüse girebilecek kadar küçüktür" diye bir uyarı koyar mı? bu soru oldu, saptama yaparak bitirmeliyim:


Eskilerdeki tuğla telefonlardan şimdiki
StarTrek telefonlarına geldik. Şu an görünen o ki, cep telefonlarında para eden şeyler yani özellikli olma ile küçük olma arasında bir denge olması gerekmiyor. (Eee?)

[-@-] Dünya'ya en çok benzeyen gezegen keşfedildi. Sistemindeki yıldızdan yani güneşten uzaklığı, suyun ne buharlaşacağı ne donacağı yani hayatın oluşabileceği formda olacağı kadar. Biliminsanları diyorki: 'O halde orada su varsa hayat olabilir. Dünya dışında hayat arama çalışmalarımızın ilk hedefi orası.'
İyi de o gezegen bize 20 ışık yılı uzakta. Yani 200000000000000 km.

Şu an o gezegendeki hayat (tööbe tööbe) denizdeki bakterilerden ibaret olsa, biz şimdi gemiyi yola çıkarsak (tabiki astronotlar yol boyunca uyku modunda olacak)
vardıklarında 3 penisli uzaylılar bizim astronotları *ikerler bile. hatta muhtemelen kamasutrayı da bulmuş olucaklarından astronotlar bu işten zevk de alabilirler.

Şaka bi yana (babayı bi yana) gerçekten belanızı mı arıyosunuz? ben size söyliyim gemiden inip etrafı kolaçan ederken birinizin kafasına böcek gibi bişey yapışıcak. sonra o astronotun karnından ufak bi uzaylı çıkıp gemide kaybolucak. Sonra kocaman bi yaratığa dönüşücek ve tüm mürettebatı yiycek.

Ben derim ki mutluluğu uzaklarda aramayalım bakın bir habere göre California'da bir ördeğin röntgeninden bir uzaylıyı yediği düşünülüyormuş...








>>>

Haziran 03, 2007

Yassı Şeyleri Yerden Alamayan Adam 2

hikayenin öncesi için tıkla

Celal arkasındaki kadını umursamadan önüne döndü. Ödeme sırası kendisindeydi ve şişko orospunun huysuzluğu canını sıkamayacaktı. Kasiyer kız çoktan Celal'in aldıklarının üstünde elindeki aletten çıkan kırmızı ışığı gezdirmeyi bitirmiş ve gözlerini Celal'e dikmiş bekliyordu.
'Pardon ne kadardı?'
'4 Lira 52 Kuruş.'
'Tabi hemen veriyorum.' Market tekrar serinlemeye başlamıştı.

Elindeki parayı saydı: 3 Lira 25 Kuruş. Cebindeki paraları çıkardı: 1 Lira 25 Kuruş. 4 Lira 50 Kuruş!!! Market o kadar hızlı ısınmıştı ki terlemek üzereydi.
'Ne... kadar... demişti...nizz?'
Kasiyer kızın ağzından kelimelerin herbiri sert bir vurguyla çıktı, '4 Lira 52 Kuruş.'
Celal kıza elma şekerine parası yetişmeyen bir çocuk gibi bakıyordu. Kendine çevrili müşteri ekranına baktı. Yeşil bir yazı şöyle diyordu: "Toplam Tutar 4 Lira 52 Kuruş" 2 rakamının daha koyu bir yeşil olduğuna neredeyse yemin edebilirdi.

'Ee... Bunları bırakabilir miyim, cüzdanımı unutmuşum, ve ee... yanımdaki... yani... yetmiyor.'
Kasiyer ağzını açamadan Celal'in arkasından "şişko bir orospu sesi" geldi. 'Beyefendi düşürdüğünüz bozukluklarla birlikte paranız yetiyor bakın!'

Celal hâla kasiyer kıza bakıyordu. Arkasına dönerse küfür edeceğinden korkuyordu. Terliyordu. Hiçbir şey demeden dosdoğru çıkış kapısına yöneldi. Kasiyerle "şişko orospu" arkasından bakakaldılar.

'İstersen güvenliği ara,' dedi müşteri kadın.
'Neden? bir şey çaldığını mı gördünüz?' Kasiyer hala adamın arkasından bakıyordu.
'Yoo görmedim ama, bilmiyorum adam garipti.'

devam edecek...

Mayıs 31, 2007

mortgage


buna türkçe isim bulunsun. mor inek olun diyolardı bi ara. Böyle, iş dünyasında farklı olmak falandı. milka'nın da ineği mor mesela. onlar bi yere kadar. ama morgıç ne hocam? burası müslüman ülke yakışıyo mu?

Mayıs 19, 2007

IT'S A GOOD DAY TO DIE!

Psi Blade'ler süngü
Shield'lar miğfer
Gateway'ler kışlamız
Drone'lar asker

demiştik evet. ama değiştik biz artık. Evet artık starcraft 2 olacağız.

ABD Türkiye'de "Ilımlı rts" modelini kurucak. Abi ben bilmem. oyun gelsin Cihan'ı kazıyım tek derdim o gerisi konusunda apolitiğim. Fuck RTE, long live RTS!

Oyun başlıyor,

Yama: Finally!
Halibut: Yeah indeed!
Yama: It's an honour to play this sequel with you.
Halibut: That honour is still mine.


kaynaklar:

Ocak 23, 2007

Dünyanın sonunun gelmesine 5 dakika kaldı




Bilimadamları Doomsday clock - yani Kıyametgünü saatini
2 dakika ileri aldılar böylece kıyamete sembolik olarak 5 dakika kaldı.














Hamamböceklerinin günü yaklaşıyor... Egemen ırk olacaklar, umarım bizim yapamadıklarımızı başarırlar: Mars'a giderler, Dünyayı kirletmezler, vs...


Dünya'nın garip kaderi budur heralde, dinazorlar, insanlar, ve hamamböcekleri. sonra ne gelicek? herşey baştan mı başlıycak? başlayabilir mi? yoksa bu mudur? sonrası ne? ok ok I am too hungry to think, so I'll cut the crap.


Statement by the President Announcing the Use of the A-Bomb at Hiroshima
SIXTEEN HOURS AGO an American airplane dropped one bomb on Hiroshima, an important Japanese Army base. That bomb had more power than 20,000 tons of T.N.T. It had more than two thousand times the blast power of the British "Grand Slam" which is the largest bomb ever yet used in the history of warfare.


The Japanese began the war from the air at Pearl Harbor. They have been repaid many fold. And the end is not yet. With this bomb we have now added a new and revolutionary increase in destruction to supplement the growing power of our armed forces. In their present form these bombs are now in production and even more powerful forms are in development.

It is an atomic bomb. It is a harnessing of the basic power of the universe. The force from which the sun draws its power has been loosed against those who brought war to the Far East.......

........
We are now prepared to obliterate more rapidly and completely every productive enterprise the Japanese have above ground in any city. We shall destroy their docks, their factories, and their communications. Let there be no mistake; we shall completely destroy Japan's power to make war......



ilk atom bombasını atan uçak



6 ağustos 1945

Amerikan Başkanının Japonyaya atom bombası atıldığını duyurduğu bildirgesi

Ocak 05, 2007

Yerden Yassı Şeyleri Alamayan Adam

Celal kuyrukta önünde duran 30'lu yaşlardaki kadına çarpınca kasiyere vermek için hazırladığı bozukluklar elinden fırladı. Birkaçını yakalamayı başardı ama iki tane 1 kuruşu yakalayamayınca kalbine tonlarca ağırlıkta kara bir çaresizlik çöktü. Gözleri düşen paraları takip etti. Lütfen benden uzağa düşsünler. Birisi yanlışlıkla onlara tekme atsın.
Küçük metal nesneler sert zemine çarptıktan sonra birkaç kere zıplayıp Celal'in ayaklarının dibinde kaldılar. Bakışları ayakkabılarının önüne dikilmiş öylece kıpırdamadan duruyordu. Kadın arkasına dönüp bir yandan elindeki mısır cipsi paketlerini kasiyerin önündeki tezgaha koyarken 'Dikkat etsenize,' dedi. Kaşlarını çatmıştı. Tekrar önüne dönüp cipsleri poşete koymak için birkaç adım ilerledi.
Celal "Özür dilerim" demediğini farketti. Bu iki kelimeyi söylemek için ağzını açtı, bişey demeden kapattı. Klimalarla buz gibi soğutulan markette sıcakladığını hissediyordu. Yere düşürdüğü 2 Kuruşa bakmamaya çalışarak elindeki turşu kavanozuyla makarna paketini tezgaha koydu. Sadece 2 Kuruş diye düşündü. Çoğu insan 2 Kuruş için yere eğilmez.
İlerleyip aldıklarını poşete koydu. Şimdi burdan çıkıp gidicem, yerden birşey almaya çalışmam gerekmiycek. Sorun yok. Kasiyer kız '4 Lira 52 kuruş' dedi. Elindeki paraları uzatacağı sırada arkasından bir kadın sesi geldi:
'Paranızı düşürdünüz!' Celal aniden havanın ısındığını hissetti. Sıcaklıyordu. Seni orospu! Sanane benim 2 kuruşumdan! İsteksizce arkasına döndü. Aralarında büyük bir boşluk vardı. Çünkü Celal'in düşen paraları 50 yaşlarındaki kadının yolunu kapatıyordu ve onları yerden almasını bekliyordu.

devam edecek...