Çok güzel şeyler -Açıklama: çok güzel demek; gözüme, kulağıma, burnuma, dilime, elime verdiği görüntü, ses, koku, tat, his hoş, enfes, tatlı, cici, parlak, kaymak gibi demek. Çok güzel şeylere örnekler: balık ağ çoraplı bacak (göz), moonlight sonata (kulak), nescafe (burun), tereyağlı ballı ekmek (dil), sıcak veya soğuk su (el).- vardır. Çok güzel şeyler. Güzel şeylerin güzel olmasını sağlayan bizim onlarda bulduğumuz güzelliklerdir, anlamdır. Dırlı zamanla konuşuyorum ukala buldum kendimi ama öyle yazmasam türk dili ve edebiyatına aykırı olucak, cümle düşücek nakavt ile. Bu maçı kazanmalıyım... Onların doğası bambaşkadır, bizim onlara olan sevgimiz başka bişey. nesne ile aşk farklıdır, aşık ile aşk farklıdır. ama aşık ile aşık olunan, romeo ve cülyet farklı değildir. Onlar tek vücut olurlar, aşkı yaşarlar. Ama ne olur? Romeo ile cülyet bi araya geldiklerinde intihar ederler. Bu trajik dramatik kötü bi tesadüf değildir, kaçınılmaz sondur. Bunu anlatıcam şimdi.
Güneş. İnsaoğlunun ilk taptığı şey. Buğdayları büyüten, ekmek yapan yani karnımızı doyurur. Bu sosyo-ekonomik ve önemli boyutunu bir yana bırakıp daha şiirsel ve romantik yanlarına bakıcak olursak, Güneş etrafa ışıklar saçarak görmemizi sağlar en başta, yarasalar gibi etrafta çığlıklar atarak ilerlemeye çalışmıyoruz. Ters-ışık tekniğiyle silüet fotoğrafları çekmemize müsade eder, gündoğumu ve günbatımı gibi mucizevi iki olayı görmemize olanak sağlar, güneş şemsiyesi taşımak gibi ironik davranışlara yol açar, fotosentez (çevreye duyarlı olup hepimiz bunu yapmalıyız) gibi teknolojik bir durumu dandik ve aptal bitkilerin bünyesinde vuku buldurur, karnımız doyar, gözümüze girince hapşırtır, uykunu getirir siestatik varlık oluruz, texas'ın 'sunny came home' şarkısı güzeldir. Güneş güzeldir kısacası. Diğer yandan tehlikelidir. Osurursa (güneş patlaması olursa) tv-radyo-ceptel yayınlarını parazitlendirir, ozon delinirse kanser eder, küresel ısıtır yanarsın iklimin değişir, fokların keyfi kaçar (döve döve öldürmen yetmezmiş gibi). Yaşamak için ona belli bir mesafede durmak gerek. Çok yakın durursan terlersin, su buhardır, eğer şanslıysa o da. Çok uzak durursan üşürsün, su buz olur, eğer varsa o da. Ama yakın ve uzak durursan, o zaman üstünde hayat belirir, Dünya olursun. 3. gezegen olabilen bazen terler bazen üşür, ama suyu bulabilir her zaman.
Ay. Gecenin güneşi aydır. Daha farklı tabi. Güneş doğar ve batar, ama ayın ne zaman çıkacağını ne zaman gideceğini bilmeyiz. Onu bazen en karanlık gecede göremezsin, bazen güpegündüz güneşin biraz uzağında görürsün. Bazen bi kenarını gösterir erotik bi halde, bazen yusyuvarlak pasparlak edepsizce teşhir eder kendini. Hilal gibi çok güzel bir ismi olur bazı hallerinin. Mehtap da kadın ismi olarak kullanılır mesela. Ayın güzelliğinden gelir bu. Aydede vardır çocukların sevgilisi (müthiş abarttım). Ama çok yaklaşırsa dünyaya, gel-git olur. Ay fazla yaklaştığında dünyadaki her şeyi kendine çekmeye çalışır, bencilleşir yani. Sahiplenmeye çalışır. Dünya katı şeyleri tutabilir ama suyu tutamaz. Ayın istekleri onu yoketmez, ama çok üzülür ve gözyaşlarını tutamaz. Ne zaman sevgilisi ağlasa, ay ondan uzaklaşır pişmanlıkla ve bu böyle sürer gider.
Güneşe yakından bak, onyüzbinmilyon derece sıcaklığında kocaman radyoaktif bir toptur.
Aya yakından bak, çok uğraşma, teleskopla evinin camından bak yeter, veya bi belgesel izle, gri ıssız delik deşik bir taş çöldür.
O kadar yakına girdin ki ayın bütününü göremiyorsun, onun su üstündeki yansımasını kaçırıyorsun. Güneşe o kadar yaklaştın ki yakıcı alevlerinden onun içini ısıtan şefkatini hissedemiyorsun. Her şeye belli bir mesafe bırakmak gerek, güzelliğini görebilmek için. Gece olmalı, ayı görmeli ki, güneşi özleyesin. Gündüz olmalı ki, ay aklına gelsin, tamamiyle.
Nefes veresin ki, tekrar alabilesin. Sevgiyle dol, sonra boşal ki, tekrar sevebil.