Haziran 07, 2007

Birkaç gereksiz saptama

[-@-] Cep telefonlarının küçülme trendi bitti diyordum ki (çok da umrumdaydı, maksat saptamak şimdi) galiba yine başladı. "çok ince" telefon modeli azınlıkta yine de ama bi icraat var bu konuda. Birinci saptamam, eklenicek yeni özellikler gelmeye devam ettikçe telefonun küçülmesi mümkün olmadığına göre, cep olayında küçüklük pek de önemli değil galiba. kameranın görüntü kalitesi, alabileceği mp3 sayısı gibi şeyler boyuttan daha önemli insanlar için. ikinci saptamam, "çok ince" telefonlar daha da incelmeye devam edebilir mi bilmiyorum ama, bigün birisi yanlışlıkla telefonunu arka cebine sokmaya çalışırken kıçına sokarsa ve telefon firmasından tazminat alırsa, firmalar önlem olarak cep telefonlarının garanti belgelerine "dikkat bu ürün anüse girebilecek kadar küçüktür" diye bir uyarı koyar mı? bu soru oldu, saptama yaparak bitirmeliyim:


Eskilerdeki tuğla telefonlardan şimdiki
StarTrek telefonlarına geldik. Şu an görünen o ki, cep telefonlarında para eden şeyler yani özellikli olma ile küçük olma arasında bir denge olması gerekmiyor. (Eee?)

[-@-] Dünya'ya en çok benzeyen gezegen keşfedildi. Sistemindeki yıldızdan yani güneşten uzaklığı, suyun ne buharlaşacağı ne donacağı yani hayatın oluşabileceği formda olacağı kadar. Biliminsanları diyorki: 'O halde orada su varsa hayat olabilir. Dünya dışında hayat arama çalışmalarımızın ilk hedefi orası.'
İyi de o gezegen bize 20 ışık yılı uzakta. Yani 200000000000000 km.

Şu an o gezegendeki hayat (tööbe tööbe) denizdeki bakterilerden ibaret olsa, biz şimdi gemiyi yola çıkarsak (tabiki astronotlar yol boyunca uyku modunda olacak)
vardıklarında 3 penisli uzaylılar bizim astronotları *ikerler bile. hatta muhtemelen kamasutrayı da bulmuş olucaklarından astronotlar bu işten zevk de alabilirler.

Şaka bi yana (babayı bi yana) gerçekten belanızı mı arıyosunuz? ben size söyliyim gemiden inip etrafı kolaçan ederken birinizin kafasına böcek gibi bişey yapışıcak. sonra o astronotun karnından ufak bi uzaylı çıkıp gemide kaybolucak. Sonra kocaman bi yaratığa dönüşücek ve tüm mürettebatı yiycek.

Ben derim ki mutluluğu uzaklarda aramayalım bakın bir habere göre California'da bir ördeğin röntgeninden bir uzaylıyı yediği düşünülüyormuş...








>>>

Haziran 03, 2007

Yassı Şeyleri Yerden Alamayan Adam 2

hikayenin öncesi için tıkla

Celal arkasındaki kadını umursamadan önüne döndü. Ödeme sırası kendisindeydi ve şişko orospunun huysuzluğu canını sıkamayacaktı. Kasiyer kız çoktan Celal'in aldıklarının üstünde elindeki aletten çıkan kırmızı ışığı gezdirmeyi bitirmiş ve gözlerini Celal'e dikmiş bekliyordu.
'Pardon ne kadardı?'
'4 Lira 52 Kuruş.'
'Tabi hemen veriyorum.' Market tekrar serinlemeye başlamıştı.

Elindeki parayı saydı: 3 Lira 25 Kuruş. Cebindeki paraları çıkardı: 1 Lira 25 Kuruş. 4 Lira 50 Kuruş!!! Market o kadar hızlı ısınmıştı ki terlemek üzereydi.
'Ne... kadar... demişti...nizz?'
Kasiyer kızın ağzından kelimelerin herbiri sert bir vurguyla çıktı, '4 Lira 52 Kuruş.'
Celal kıza elma şekerine parası yetişmeyen bir çocuk gibi bakıyordu. Kendine çevrili müşteri ekranına baktı. Yeşil bir yazı şöyle diyordu: "Toplam Tutar 4 Lira 52 Kuruş" 2 rakamının daha koyu bir yeşil olduğuna neredeyse yemin edebilirdi.

'Ee... Bunları bırakabilir miyim, cüzdanımı unutmuşum, ve ee... yanımdaki... yani... yetmiyor.'
Kasiyer ağzını açamadan Celal'in arkasından "şişko bir orospu sesi" geldi. 'Beyefendi düşürdüğünüz bozukluklarla birlikte paranız yetiyor bakın!'

Celal hâla kasiyer kıza bakıyordu. Arkasına dönerse küfür edeceğinden korkuyordu. Terliyordu. Hiçbir şey demeden dosdoğru çıkış kapısına yöneldi. Kasiyerle "şişko orospu" arkasından bakakaldılar.

'İstersen güvenliği ara,' dedi müşteri kadın.
'Neden? bir şey çaldığını mı gördünüz?' Kasiyer hala adamın arkasından bakıyordu.
'Yoo görmedim ama, bilmiyorum adam garipti.'

devam edecek...