Haziran 23, 2010

Yaşamın yanlarından birisi

Hayat, akıp gidiyor. Değil. Biz akıp gidiyoruz. Hayat bir tren ve biz bir istasyon değiliz. Biz treniz ve hayat sonsuz duraklardan oluşuyor. Eh, biz olmasak hayat da olmazdı değil mi? Hayata karşı bile elimiz ne kadar güçlü görüyor musun?


İçinden geldiği gibi, bir macera gibi ak. Her anı ilginç kılmak bizim elimizde. Yaratıcıyız, tanrıyız biz. Hayatımızı yaratıyoruz. Hayatımız boyunca ulaşabileceğimiz tepeler var, ve belki de bir tane çok özel en son tepe var. Tepelere ulaşmak için yolda bir çok macera yaşamak istemez misin? Acılarla dolu, zevklerle dolu, olasılıklarla dolu, türlü türlü şey. Kimi çok sıkıcı. Kimi yürek burkan, kimi özgüven sarsan, kimi göklere çıkaran, eğlendiren, kimi orgazmik, kimi dramatik. Her şeyle dolu olsun istemez misin? Yaşa o zaman. Yarat o zaman. Tanrı seni dünyaya bu vücutla, bu şartların içine gönderdi. Dedi ki: "Başlangıç noktan ve elindeki araçların bunlar, hayalgücün tek sınırın ama her istediğinin olacağını sanma. Bu bir film, bir masal değil, gerçek hayat. O yüzden bu kadar güzel. Ve, eğer her istediğinin olmayacağını kabul ederek yine de olasılıklardan korkmayarak sonuçları düşünmeyerek cesurca, bonkörce, heyecanla, mutlulukla yaşarsan o tepeye vardığında çok memnun olucaksın. Tepede durduğunda o tepeye nasıl geldiğini bileceksin. Ve bir gün diyecek ki: "Sen, çok rahat yaşamış, risksiz ama korkak ve çaresiz yaşamış insanların durduğundan çok daha yüksek bir tepeye çıktın. Yaşadığın, içinden geçtiğin her şey senin yukarı doğru adımlarındı. Bazen ayağın kaydı ve sen buna güldün, bazen bileğin burkuldu ağladın ama her taşı, her gediği, her zorluğu, ve her çiçeği, her kuşu, yolda sana arkadaşlık eden her insanı sevdin, senin yolun gerçeğin yoluydu. Kendini tanımak için fırsatları değerlendirdin, tanrıyı tanımak istedin. Şimdi o tepede neden durduğunu, oraya nasıl geldiğini biliyorsun. Sen kendini biliyorsun. Hoşgeldin."